ECEM KALDIRIM: BAŞIBOŞ GEZEN SOKAK HAYVANLARI BİR CAN DAHA ALDI

2 yaşındaki Rana’nın annesi

Thank you for reading this post, don't forget to subscribe!

On yıl önce, köpek sorunu diye bir şey yoktu, ama şimdi bu kadar büyük bir sorunla karşı karşıyayız. Yetkililerin aldıkları önlemler çok yetersiz ve yaşanan bu trajik olaylar, bunun bir kez daha kanıtı oldu. Vatandaşlar isyan etmiş durumda. Bir annenin çocuğunu dışarıda oyun oynasın diye gönderip, sonra ölüm haberini alması gerçekten içler acısı bir durum. Son yaşanan olay, başıboş gezen sokak köpeği sorununu ve bununla birlikte toplumsal endişeleri yeniden gündeme getirdi. Anne ve babaların, çocuklarını güvenli bir şekilde parklara, sokaklara gönderebilmeleri lazım. Korkmadan, çekinmeden, akıllarında bir soru işareti olmadan.

 

Soruyorum, neden başta mevcut anayasa olmak üzere kanun ve yönetmelikler uygulanmıyor? Daha kaç annenin gözyaşı dökmesi gerekiyor? Bu sorunun cevabını arıyorum.

 

Yaşanan olayların ardından belediyelere büyük bir sorumluluk düşüyor. Belediyelerin daha sistemli, düzenli çalışmalar yapması, daha fazla bakım evi inşa etmesi gerekiyor. Önlemler alınmazsa, daha fazla ailenin evine ateş düşecek. Sorunları sadece “yapıcı” bir bakış açısıyla görmek yeterli değil. Bazen hayvanseverlerin yaptığı açıklamalar, insani ve vicdani duruş arasındaki farkı bulanıklaştırıyor.

 

2 yaşındaki Rana’nın annesi adına, ben soruyorum: Rana yerine sizin çocuğunuz olsaydı? Bu kadar sessiz kalır mıydınız? Hala yapılacak yasaların önüne geçmek ister miydiniz?

 

Sözde hayvanseverlik adı altında toplum sağlığını ve güvenliğini hiçe sayanlar, sorunların büyümesine neden oldu. Bu yüzden bir kez daha yetkililere çağrı yapıyorum: Çocuklarımızın güvenli bir şekilde yaşaması ve korkmadan parklarda oyun oynaması için yasaların bir an önce yürürlüğe girmesi gerekmektedir. Yaşanan bu olayları sınıfsal bir meseleymiş gibi görmek, büyük bir laf cambazlığı olur. Sınıf çatışmalarını, başıboş gezen sokak hayvanları ve ölen çocuklar üzerinden bağdaştıramayız.

Umuyorum ki, sesimizin duyulması ve gerekli adımların atılması çok geç olmadan gerçekleşir. Çocuklarımızın güvenliği, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu mücadele sadece bir sorunun çözülmesi değil, aynı zamanda daha sağlıklı ve güvenli bir toplum inşa etme yolunda atılacak önemli bir adımdır. Bu konuya duyarsız kalan herkesin, bir gün bu acıyı kendi içinde hissedeceğini unutmamalıyız. Sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir yaşam için herkesin el birliğiyle çözüm araması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

 

Hoşça kalın, bir sonraki yazımda görüşmek üzere.