ANAHTAR PARTİ: MERKEZDE UMUT, YERELDE DİSİPLİN EKSİKLİĞİ

Anahtar Parti  Yavuz Ağıralioğlu

Anahtar Parti  Yavuz Ağıralioğlu

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nu yakından takip ediyorum ve söylemlerini samimi buluyorum. “Milletin vicdanı”, “meclis hassasiyeti” ve “şehit ailelerinin haklarının gözetilmesi” yönündeki vurguları, milyonların hissettiği kaygıları net bir şekilde dile getiriyor. Çünkü “terörle müzakere edilmez; mücadele edilerek kökü kazınır” diyen geniş bir kesim var — ben de onlardan biriyim.

Öncelikle net olalım: PKK bir terör örgütüdür. Yıllarca bu coğrafyanın evlatlarını katletti, aileleri yasla sınadı, köylerin ve şehirlerin huzurunu bozdu. Bu acılar hafife alınamaz; terörün yarattığı tahribatın sorumluları kesin bir dille kınanmalıdır.

Mecliste dile getirilen bazı ifadeler, toplumun ortak değerleri ve milli hassasiyetleri açısından derin rahatsızlık yaratıyor. Terörle anılan bir isme “sayın” denilmesi, ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak toplumsal vicdanda yara açmaktadır. Türkiye’nin uzun yıllardır bedel ödediği terör gerçeği ortadayken, halkın acılarını görmezden gelen ifadeler toplumun vicdanında derin kırılmalara yol açar.

PKK’yı kınarken Kürt vatandaşlarımızı hedef almamak da siyasi bir sorumluluktur. Kürt vatandaşlarımız PKK değildir. Bu ayrımı yapmak hem ahlaki hem siyasal bir zarurettir. Devletin görevi, terörle mücadeleyi sürdürürken Kürt yurttaşların devlete ve millete aidiyetini güçlendirmek; onları dışlamamak, ötekileştirmemektir. Toplumsal onarım sadece güvenlik adımlarıyla değil, kapsayıcı politikalarla da sağlanır.

Siyasetin saha ayağı da kritik önemdedir. Genel merkezdeki güçlü ve dengeli söylem toplumda umut yaratıyor olsa da, yereldeki disiplinsizlikler partinin güvenilirliğini zedeleyebilir. Giresun örneğinde görüldüğü gibi, kişisel çekişmeler ve hizipleşme eğilimleri partinin genel vizyonunun önüne geçebiliyor.

Anahtar Parti genel anlamda iyi gidiyor; merkezdeki söylemi ve dengeli politik dili toplumun geniş kesiminde umut uyandırıyor. Ancak yerelde aynı istikrarı görmek mümkün değil. Yola çıktıklarını yolda bulduklarıyla değiştirenler, dar hesaplara yönelenler ve dedikodularla gündem üretenler, partinin kurumsal duruşunu gölgeliyor.

Siyaset, sadece fikir değil; güven inşa etme sanatıdır. Halk, sahadaki duruşa bakar ve tutarlılığı ölçer. Bu nedenle yereldeki disiplinsizlik, genel merkezin vizyonunu gölgede bırakır.

Benim çağrım net: PKK’ya karşı kararlı ve açık duruş sürdürülmeli, ancak bu duruşun dili kışkırtıcı olmaktan kaçınmalı, toplumu onarmaya dönük olmalıdır.

Türkiye’nin geleceği, farklı görüşlerin ve kimliklerin huzur ve güven içinde bir arada yaşamasına bağlıdır. Siyasetçiler, sözleri ve eylemleriyle bu ortak bağları güçlendirmeli; ayrıştırıcı değil birleştirici olmalıdır. Anahtar Parti’nin merkezdeki vizyonu umut veriyor; bunu yerelde disiplin, dürüstlük ve samimiyetle taçlandırmak, toplumun güvenini artıracaktır.

Cemre Demiröz  Demavend Dağı Previous post DEMAVEND ZİRVESİNDE BİR GİRESUNLU İMZASI: CEMRE DEMİRÖZ’DEN BÜYÜK BAŞARI
Millet İradesine Sahip Çıkıyor Next post CHP BRÜKSEL’DE “MİLLET İRADESİNE SAHİP ÇIKIYOR” MİTINGİ DÜZENLEDİ