Giresun’da mesleğini hakkıyla yapan
Başkanın ve basının Cumartesi, Pazar gibi tatil günü yoktur, gerektiğinde çalışmak zorundadır.
Eskiden ilçe belediye başkanları vardı… Kapıları açıktı, yüzleri tanıdıktı. Bir proje başlasa, daha temeli atılmadan biz gazeteciler haberdar olurduk. Bir akşam yemeğine davet eder, masada hem kentin geleceğini hem de yapılacak işleri anlatırlardı. Kimi zaman Karadeniz’in hırçın dalgaları eşlik ederdi bu sohbetlere, kimi zaman kentin yokuşlarında yürürken konuşurduk. O günler, samimiyetin, iletişimin ve güvenin günleriydi.
Şimdi? İlçe belediye başkanlarının yaptıkları işten, yürüttükleri projeden, kent için attıkları adımdan haberimiz yok. Çünkü anlatan yok, paylaşan yok, davet eden yok. Halkla aralarına mesafe koyan bir yönetim anlayışı var artık.
Eski ilçe belediye başkanları işlerine yürekten bağlıydılar, vefalıydılar, sorumluluklarının farkındaydılar ve en önemlisi içten ve güvenilirdi sanki… Örneğin, Keşap eski Belediye Başkanı Mehmet Emür, görev süresinde öyle anlamlı bir iş yaptı ki, hâlâ hafızalarda yerini koruyor. Sahil kenarına kamelyalar yaptı; ama sıradan bir kamelya değildi bunlar. Her birinin üzerine, bu topraklar için canını feda eden şehitlerimizin isimleri yazılıydı. İnsanlar, Karadeniz’in esintisiyle birlikte oturup dinlenirken, aynı zamanda kahramanlarını hatırlıyor; o kamelyalar bugün hâlâ o vefa duygusunu yaşatıyor. Bu, sadece fiziki bir hizmet değil, gönüllere dokunan bir vefa örneğiydi. Betonla değil, yürekle yapılan bir eserdi. Böylesi anlamlı bir hizmet için kendisine teşekkür etmek boynumuzun borcudur.
Bugün ise ne yazık ki o derin bağlılık, vefa ve içtenlik kayboldu. İlçe belediyeleri hızlıca projeler yapıyor ama çoğu zaman ruhsuz, sadece göz boyamaya yönelik. Ve en önemlisi, o samimiyet, o içten bağ kayboldu.
Ama mesele sadece ilçe belediye başkanlarında değil. Basın danışmanlarında da büyük bir koordinasyon ve iletişim eksikliği var. İlçe belediye başkanı, il başkanı, ilçe başkanı fark etmez… Basın danışmanı basınla köprü kurmuyorsa, o kurumun sesi de soluğu da kesilir.
Giresun’da yıllardır mesleğini hakkıyla yapan, haberi anında takip eden, gazeteciye dönüşte gecikmeyen, kentin gündemini nabız gibi tutan basın danışmanları oldu. Ancak bugün bazıları asli görevlerinden uzak, bambaşka birimlerde çalışıyor. Doğru insanı doğru yerde değerlendirememek, başlı başına bir yönetim zaafıdır.
Basının tatili olamaz, olma lüksü yoktur; gerektiğinde hafta sonu, tatil demeden çalışmak zorundadır. Örneğin, belediyenin düzenlediği bir maç akşam saatlerinde sona erdiğinde, basın danışmanlarının haberleri hemen servis etmesi gerekir. Biz gazeteciler de böylece gelişmeleri anlık olarak kamuoyuna ulaştırabiliriz. Ancak bazen haberler ertesi güne kalıyor, bu da güncel ve hızlı haberciliği engelliyor.
Basın danışmanının işi bellidir: Telefon çaldığında açmak, açamıyorsa kısa sürede dönmek; gelişmeleri anında paylaşmak, “haber değeri var mı?”yı bilmek; gazeteciyi gelişmelerin en son haberdar olan kişi haline getirmemek; bazen bir kahve eşliğinde iki kelime sohbet etmeyi ihmal etmemek.
Çünkü güven, kriz anında “şimdi arayalım” diyerek kurulmaz. Güven, sürekli temas ve şeffaflıkla, samimiyetle inşa edilir.
Bugün ne sahile yapılan kamelyalar gibi gönüllere dokunan hizmetleri görebiliyoruz, ne de basın danışmanlarının gazeteciyle omuz omuza çalıştığı o eski günleri…
O yüzden soruyorum: Nerede o eski ilçe belediye başkanları, nerede o basın danışmanları?
Ve eklemek isterim ki; bu eksiklikleri hep beraber aşabiliriz. Şeffaflık, samimiyet ve güçlü iletişimle, kentimize hak ettiği hizmeti ve güveni tekrar kazandırmak elimizde.
