İstiklal Marşı’mızın kabulü
Thank you for reading this post, don't forget to subscribe!İstiklal Marşı’mızın kabulü
İstiklal Marşı’mızın kabulünün 104. yıl dönümünü coşkuyla kutluyoruz. Bu özel günde, İstiklal Marşı’nın ardında yatan derin anlamı bir kez daha düşünmek gerekiyor. Mehmet Akif Ersoy, kalemiyle milletinin bağımsızlık mücadelesine öylesine güçlü bir katkı sunmuştur ki, onun bu marşla verdiği mesajlar sadece o dönemin ruhunu değil, bugünün Türkiye’sini de aydınlatmaktadır.
Peki, gerçekten İstiklal Marşı’nın her dizesinde ne var? Sadece bir bağımsızlık mücadelesinin öyküsü mü? Yoksa bir milletin vatanına, toprağına ve özgürlüğüne duyduğu sarsılmaz sevgi ve bağlılık mı? Bugün, herhangi bir bağımsızlık marşı veya şiiri yazılması istense, acaba bugünün şairleri Akif’in gösterdiği özveri ve vatan sevgisini bu kadar samimi bir şekilde dile getirebilir mi?
Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nı yazarken o kadar derin bir duygu yükü taşıyordu ki, her kelimesi adeta bir milletin bağımsızlık uğruna verdiği amansız mücadelenin yankısıydı. “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!” dizesi, bir milletin tüm umudunu ve direncini simgeliyor. Akif’in bu kelimeleri, sadece bir milletin özgürlüğünü arzulayan bir şairin sözleri değil, aynı zamanda bir halkın, vatanına olan bağlılığının ve inancının ifadesiydi. Bu satırlar, vatanı için canını feda eden tüm şehitlerin, gözlerini kırpmadan cepheye giden yiğitlerin, tüm milletin bu uğurda verdiği emeğin ve bedelinin bir sembolüydü.
Peki, bugün vatan sevgisini ne kadar derinden hissediyoruz? Şimdi, herhangi bir kriz anında “Benim vatanım” dediğimizde gerçekten içinde ne kadar derin bir sevgi ve bağlılık var? Acaba bizler, bu topraklar uğruna can verenlerin değerini gerçekten anlıyor muyuz? İstiklal Marşı’na her gün dua gibi, aynı coşkuyla ve inançla sahip çıkabiliyor muyuz?
Akif, maddi zorluklar içinde olduğu bir dönemde kazandığı 500 liralık ödülü, yoksul kadınlar ve çocuklar için iş öğreten Darülmesai’ye bağışlamıştı. Bugün, böyle bir davranışı hangi sanatçı, hangi şair gösterebilir? O dönemin zorluklarını düşünün; Akif’in başı yoklukla belayla dertteyken bile vatan sevgisi, ona bu ödülü, halkına hizmet etmek için kullanmayı öğretti. Kazandığı bir ödülü, yalnızca kendisini değil, başkalarını da yaşatmak için verdi. Bugün bizim içimizde böyle bir vatan sevgisi var mı? Bunu düşünmemiz gerekmez mi?
Vatan sevgisi, sadece sözle değil, eylemlerle gösterilir. Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nda vatan sevgisini öylesine güçlü bir şekilde dile getirmiştir ki, bu marş hâlâ bize aynı heyecanı veriyor. Bugün bu marşın her dizesinde sadece bir bağımsızlık mücadelesi değil, aynı zamanda bir milletin sevgisi ve bağlılığı var. Bizim de bu duyguyu her gün hissetmemiz, her adımımızda vatanımıza olan sevgimizi, saygımızı gösteren bir yaşam sürmemiz gerekir.
İstiklal Marşı, sadece bir şiir değildir. O, bir milletin ruhunun, vatanına duyduğu sevginin ve özgürlüğüne olan inancının bir simgesidir. Bugün hepimiz, Akif’in bu büyük mirasına sahip çıkmalıyız. Ne kadar başarılı olursak olalım, İstiklal Marşı’na olan bağlılığımızı göstermezsek, bu başarıların hiçbir anlamı yoktur. Akif’in yüce vatan sevgisi, her birimizin gönlünde yaşamalı, bu sevgiyi bir an bile kaybetmemeliyiz.
Bugün sizler, “Benim vatanım” dediğinizde, bu sözü gerçekten içinizden hissediyor musunuz? Akif’in yazdığı bu marş, sadece bir dönemi değil, tüm Türk milletini, vatanına olan sevgisini simgeliyor. Ve biz, bu mirası taşırken, her birimiz bu sevgiyi sadece sözde değil, hayatımızda da göstermeliyiz.
İstiklal Marşı’mızın kabulünün 104. yıl dönümünde, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u saygı ve rahmetle yad ediyorum. Onun bu vatan için yazdığı destanın, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin simgesi olmaya devam edeceğine inancım sonsuzdur. Vatan sevgisinin, her birimizin yüreğinde her geçen gün daha da güçlenerek büyümesini ve bu topraklar için duyduğumuz derin bağlılığın, nesiller boyu devam etmesini temenni ediyorum.
Bir dahaki yazımda görüşmek üzere, vatanımıza olan sevgimizin her zaman yüce ve sarsılmaz olmasını dilerim.
Hakan Kuloğlu