BİR KADINI DAHA KORUYAMADIK! SİNEM GİTTİ, BİZ SUSMAYA DEVAM MI EDECEĞİZ?

Sinem’i koruyamadık

Sinem’i koruyamadık

Yine bir kadın daha öldü. Bir sosyal medya paylaşımının satır aralarından yükselen bir çığlık vardı: “İnsan olmak bu kadar basit.”
Silahlı saldırıda hayatını kaybeden Sinem’in, cinayetten kısa bir süre önce sosyal medya hesabından paylaştığı bu sözler hepimizi derinden etkiledi.

“Çok basit ya. Hayvanları öldürmeyeceksin, ormanları yakmayacaksın, kadınlara ve çocuklara zarar vermeyeceksin. Kalp kırmayacaksın. Efendi gibi yaşayıp, ölüp gideceksin. Bu kadar basit. İnsan olmak bu kadar basit.”

Ve yine koruyamadık… Sinem’i koruyamadık.
Bu ülkenin kadınlarından birini daha sessizliğe yolcu ettik.

 

Trabzon Beşikdüzü’nde, boşanma aşamasında olduğu zanlı tarafından evinde katledildi. Geriye ne kaldı? Bir sosyal medya paylaşımı, bir uzaklaştırma kararı ve yarıda kesilmiş bir ömür…

 

Zanlının günler öncesinden yaptığı paylaşım, açık bir tehdit, açık bir işaretti. “İntikam” kelimesiyle başlayan satırların sonu, bir kadının ölümüne çıktı. Peki, ne yapıldı? Hiçbir şey. Sadece beklenildi. Ve sonunda Sinem sustu. Hem de sonsuza dek. Kadın cinayetlerinde her defasında karşımıza çıkan tanıdık bir cümle yine önümüze geldi: “Zanlı hakkında evden uzaklaştırma kararı vardı.”

 

Ama yine de öldürüldü. Korunması gereken bir kadın, yine sadece kâğıt üzerinde korundu. Tek başına uzaklaştırma kararı yeterli olmuyor! Artık sadece “şiddet istatistikleri” değil, önleyici politikalar konuşulmalı. Somut adımlar atılmalı:

 

Tehdit mesajı atan her zanlı elektronik sistemlerle izlenmeli.

 

Boşanma sürecindeki kadınlar, risk grubuna alınarak koruma altına alınmalı.

 

Uzaklaştırma kararı verilen erkekler psikolojik değerlendirmeye tabi tutulmalı, gerekirse zorunlu rehabilitasyona yönlendirilmelidir.

 

Sosyal medya tehditleri ciddi delil sayılarak derhal soruşturma açılmalı.

 

Kadınların konum bildiren panik butonu sistemi yaygınlaştırılarak ücretsiz hale getirilmeli.

 

Sinem… Mersin Üniversitesi mezunu, denizlerde çalışacak ilk kadın kaptanlardan biri olacaktı. Sadece 10 gün sonra göreve başlayacaktı. Olmadı. Onun hayali, bir adamın “erkeklik gururuna” kurban edildi. Bir kadının yaşam hakkı, bir egoya feda edildi.

 

Vicdanlarımızı susturdukça, bu acılar, bu cinayetler devam ediyor. Vicdan, yalnızca bir duygu değil; aynı zamanda sorumluluk almaktır, harekete geçmektir. Vicdanı olmayan bir toplum, ölüme karşı kör ve sağırdır. Adalet ve güvenlik mekanizmaları sadece cezalandırmakla yetinmemeli; kadınların yaşama hakkını baştan korumalı, tehlike daha yaklaşmadan önlem almalıdır. Aksi halde vicdanlar daha fazla yara alacak, daha fazla hayat karanlıkta kaybolacaktır.

 

Sinem’in hayatı, hayalleri ve umutları toprağa gömüldü. Ama onun adı ve acısı, vicdanı olan herkesin kalbine kazınmalı. Her cinayetten sonra aynı cümleleri kuruyoruz: “Kadın cinayeti.” Ama sadece kadınlar ölmekle kalmıyor. Toplumun içindeki güven duygusu da yara alıyor. Adaletin herkesi koruyacağına dair beklenti her olayda biraz daha yıpranıyor.

 

Bu bir kadın meselesi değil. Bu bir insanlık meselesidir.

 

Bir kadını daha koruyamadık. Ama artık bir kişiyi daha yitirmemek için hep birlikte ayağa kalkmalıyız. Yoksa daha kaç Sinem kaybedeceğiz?

 

Yoksa Sinem’in son paylaşımındaki sözler hepimizin mezar taşına kazınacak:

“İnsan olmak bu kadar basit.”

Fuat Köse orman yangını Previous post BAŞKAN KÖSE, KARABÜK DÖNÜŞÜNDE İTFAİYE PERSONELİYLE BİR ARAYA GELDİ: TEŞEKKÜR BELGESİ TAKDİM ETTİ
Gazi Konal saha çalışmaları Next post MHP’DE SAHA HÂKİMİYETİ: KONAL’DAN ŞEBİNKARAHİSAR’DA TEŞKİLAT VE MUHTAR BULUŞMASI