Sokakların ruhu katlediliyor
Thank you for reading this post, don't forget to subscribe!Merhaba sevgili okurlarım ;
Bugün sizlere ülkemizde yaşanılan propaganda ve isyanlar hakkında konuşmak istiyorum . Türkiye genelinde bilinçsiz bir şekilde zehirli düşüncelerin aşılanmaya çalıştığını görmekteyiz . Toplum refahını yeniden oluşturmak için sesimizi yüksek sesle haykırmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum.
Tarihimiz boyunca toplum bireylerinin sokaklara dökülmeyi kendilerini ifade etme yolu olarak görüldü , kendilerini güçsüz , savunmasız gördüklerinde yaşanılan durumu kitlesel bir güç haline dönüştürmeyi tercih etti . “ isyan “ insan tabiattına yerleşmiş bir güç ‘ tür . Tabi bu durumunun olumlu ve olumsuz faktörleri de yaşanmaktadır. Her düşünce farklılığının kırmızı çizgisi ve tahammül sınırını aşan noktaları vardır . Birey – Toplum ilişkisindeki bir adaletsizliğe yönelik öfkeyle harmanlanan bu duygu tipki bir gölge gibi bizimle dolaşır halde . Yaşanılan son olaylarda da bunu görmekteyiz. Güneşin doğup batmasıyla büyüyen bir gölgedir . Toplum bireylerinin hak arayışı bazen eşitsizliğe ve ayrımcılığa , bazen de diğer siyasi faktörlerin ayaklanması durumunda oluşur bu durumun temeline baktığımızda derin psikolojik hasarlar bırakır ve yaratır . Sokaklara dökülen insanların meydanlarda buluştuğu bir kitle vardır . Normal hayatında gösteremeyeceği öfkeyi , cesareti , saldırganlığı kitle içerisinde sergiler . Bilinçli sağlıklı kararlar verme yetirelerini en az seviye ‘ ye indirir . Herkesin adına ben soruyorum sizlere Toplum bireylerimiz bu durumu ne zaman fark edecek ? Hiç inanmadığı bir düşünceyi kendi düşüncemiz gibi savunmayı ne zaman bırakacağız ? Öfke , korku , umut gibi duygular bulaşıcı bir hastalık halinde topluma hızla yayılır hale geldi . Bu duruma dur demeliyiz ! Bir sokak eyleminin ve propagandanın hızla yayılabilmesi için en ufak kıvılcım ateşi yeterlidir . İçinde yaşadığımız dijital çağın ve sosyal medya ortamının saniyeler içinde milyonlarca insana ulaşılabilen bir duygunun kıvılcımı , birkaç dakika ‘ da kitlesel bir isyan yangınına dönüşebilir . Kitleleri ayaklandıran en temel güç psikolojik baskıdır . Yaşanılan isyanların sadece olumsuz duygularla değil aynı zamanda umut , gelecek , , dayanışma , beklentileriyle şekillendiğini de not etmek gerek. Kitlelerin ayaklanması genellikle uzun süre biriken geçmişten izler taşıyan psikolojik gerilmelerin sonucudur . Toplumun ruhunu anlamak , hem kitlerini kendinde taşıyan , hemde kitleleri sokağa Çağıran hem bu hareketlerden etkilenenler için kritik bir mesele’ dir . Herkesin ayağını denk alması gerekir sözüyle noktalıyorum . Bir daha ki yazımda görüşmek dileğiyle. Herkesin eşit , hür , adaletli bir toplumda yeşermesi dileğiyle…