Yerel basın ilin hafızasıdır
Siyaset, sadece seçim dönemlerinde meydanlara çıkıp birkaç vaat sıralamaktan ibaret değildir. Siyaset; iletişim kurabilmek, insanları ikna edebilmek, kamuoyunu doğru bilgilendirebilmek ve bulunduğunuz şehrin dinamikleriyle sağlıklı ilişkiler geliştirebilmektir. Bir siyasi kadronun yönetim anlayışı, daha büyük sorumluluklar üstlenmeden önce ortaya koyduğu organizasyon ve iletişim becerisiyle kendini gösterir.
Yerel basın ise bir ilin hafızasıdır. Vatandaşın sesini duyurduğu, kamu kurumlarının çalışmalarını takip ettiği ve siyasetin nabzını tuttuğu en önemli mecralardan biridir. Yerel basınla sağlıklı bir iletişim kuramayan, yaptığı çalışmaları kamuoyuna yeterince anlatamayan bir siyasi kadronun, yönetim anlayışının sorgulanması son derece doğaldır.
Elbette bir ili yönetebilmenin tek ölçüsü gazetelerde yer almak değildir. Ancak toplumla bağ kurabilmenin yolu, önce o toplumun sesine kulak vermekten ve onu doğru mecralarda bilgilendirebilmekten geçer. Yerel basınla sağlıklı ilişki kuramayan bir anlayışın, vatandaşla güçlü bir iletişim kuracağını söylemek kolay değildir.
Bugün siyasetin önemli bir bölümü ne yazık ki sosyal medya beğenilerine indirgenmiş durumda. Aynı çevrenin birbirini alkışladığı, aynı isimlerin birbirinin paylaşımını beğendiği dar bir alan oluşturuluyor ve bunun toplumda büyük bir karşılık bulduğu sanılıyor.
Sosyal medyada sadece kendi paylaşımlarınızı beğenip, birbirinizi tebrik ederek siyaset yaptığınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Gerçek siyaset, toplumda karşılık bulmak ve yerel basında görünür olabilmektir.
Yerel basını yok sayan, eleştiriden kaçan ve tüm enerjisini sosyal medyada görünür olmaya harcayan bir anlayışın toplumda güçlü bir karşılık bulması kolay değildir. Çünkü siyaset; sadece ekran başındaki takipçilere değil, sokağa, esnafa, köylüye, emekliye, gence ve şehrin tüm dinamiklerine ulaşabilme sanatıdır. Yerel basında bile sesini duyuramayan bir siyasi kadronun, toplumun tamamına ulaşma iddiası da doğal olarak inandırıcılığını yitirir.
Unutulmamalıdır ki yerel basın, siyaset kurumunun rakibi değil; toplumla kurduğu iletişimin en önemli köprülerinden biridir. Bu köprüyü ihmal edenler, zamanla toplumla aralarındaki mesafenin de açıldığını görecektir.
Bir ili yönetmeye talip olanların önce kendi şehirleriyle konuşabilmesi gerekir. Bunun yolu da yerel basını önemsemekten, vatandaşın arasında olmaktan ve şehrin gerçek gündemini takip etmekten geçer. Siyaset, kendi yankı odasında sesini dinlemek değil; toplumun her kesimine ulaşabilmektir. Bunu başaramayanların yönetim iddiasının sorgulanması da en doğal haktır.
